Haberi en doğru ve tarafsız alacağınız adresiniz-didimahaber.com- DidimAhaber Haftalık Siyasi Gazete
21 Temmuz 2017 Cuma, Saat:
MUTLU MUSUN ÜLKENE DÖNDÜĞÜNE?
Nevin IŞIK / isik54@hotmail.de

MUTLU MUSUN ÜLKENE DÖNDÜĞÜNE?

Yıllar öncesi alışkın olmadığım sistem ve prosedürlere isyan etmiştim. Bir gün bu isyanlarımı dile getirdiğin bir dostum bana şöyle demişti

 ‘’Sizler yurt dışından gelen gurbetçiler bizlerin düzenini bozuyorsunuz’’ 

Acaba hangi düzeni bozuyorduk, mesela bunları mı? Devlet dairelerindeki bozuk sistemler. 

‘’Sistemlerimizde arıza var maalesef bugün işleminizi alamıyoruz, yarın öğleden sonra uğrayın’’ 

Ta ki sizin sinir sistemleriniz gıcırdayana kadar, git gel devam eder. 

‘’Konuyla ilgili bilgiyi hemen size aktaracağız.

Bir on dakikanızı rica edeceğiz, hemen telefonla size döneceğiz’’ 

Her saatte bir on dakika var, hangi saatin onuncu dakikasında döneceklerini belirtmiyorlardı.

Beklerken döllenmeden kesilmediyseniz dokuz buçuk doğurdunuz.

Yurt dışında yaşamış vatandaş olarak bir kıyaslama yapıyordum.

Hani deniyordu ya;  “Ülkemiz Avrupa’yı Solladı.

” Acaba geri istikamete mi, sağ ya da sol geçişte mi solluyordu?

Açıkçası merak ediyordum.

Birde hastanelerde hastanın bakımı ve kontrolleri için hasta yakınlarından refakat isteniyor.

Yok, serumu değişecek, yok sondaları temizlenecek, yok idrar torbası boşaltılacak...

Bu vazifeler neden refakatçiden isteniyordu?

Hastabakıcılarının görevleri neydi o zaman?

Hangi görev karşılığı maaş alıyorlar?

Sağlık bu, şakaya gelmez ki.

Hele bir de acilde yatan ağır hastanın bakımı sorumluluğu refakatçisine asla teslim edilmez, edilemez de.

Düşün bir kere, bir refakatçinin elinde hasta vefat ediyor.

Peki, bunun sorumlusu kim?

Ha kim acaba! İnsan sağlığı, değerleri işte bu kadar önemli ülkemde.

Bir hastanın ölüm, kalım mücadelesi refakatçinin eline bırakılan ülkemde, hah bende yasaların, resmi kurumların düzensizliğinden bahsediyordum ve yakınıyordum.

Mutlu musun ülkene döndüğüne?

Evet, bana sıkça sorulan bir soru.

Her ne kadar alışkın olmadığım düzensiz bir düzenin içinde olsam da bir hafta öncesine kadar mutluydum.

Şimdi mi?

İlkel bir yaşama girdik.

Sitemizin borçları nedeniyle kesilen elektriği site sakinlerinin hayatını felce uğrattı.

Derin dondurucularımızda ki gıdalarımızın çöpe gitmiş olması bir tarafa, sıcak sularımızın olmayışı ve geceleri sessizliğe bürünen karanlık.

Kanserli site sakinlerinden olan vatandaşın ilaçlarını buzdolabında koruması gereklimi, yok böyle bir şey.

Yo Aydem’e olan borç biz site sakinlerine ait değil.

Yöneticiler mi?

Onlara kimse ulaşamıyor.

Açıkçası ilkel bir yaşama terfi ettik.

Yetkililer mi " Bizim ilgi alanımız sorunumuz değil " cevabını veriyor.

Evlerimizin iskânı olmadığından da Aydem’den bireysel elektrik alamıyoruz.

Şimdi düşünüyorum, bu mağduriyet yurt dışında meydana gelmiş olsaydı, biz mağdurlara ne haliniz varsa görün ne mi havale ederlerdi, yoksa yetkililer bu duruma müdahale ederek mağdur kalanlara destek mi çıkarlardı.

Hah, yurt dışında insan hakları değerleri, insan hakları komitesi diye bir şey var. İnsan hayatı, değerleri olmayan ülke mi desem, ne desem bilmiyorum.

Müsaadeniz var mı?

Bende şimdi her beş kişiden dördünün en medeni sözcükleri olan küfürleri, ben de ulu orta savurayım.

Ha müsaadeniz var mı?

  • Bu fotoğrafı puanlayın
    • Currently 3.5/5 Stars.
    • 1
    • 2
    • 3
    • 4
    • 5
    (4 oy aldı, ortalama 5 üzerinden 5)
  • Bu yazı 213 defa okunmuş.
  • SEVGİLİ KİTAPSEVERLER ve OKURLAR Her ne kadar alışkın olmadığım düzensiz bir düzenin içinde olsam da bir hafta öncesine kadar mutluydum...
YORUMLAR (0)
Facebookda Yorum Yapın