Haberi en doğru ve tarafsız alacağınız adresiniz-didimahaber.com- DidimAhaber Haftalık Siyasi Gazete
12 Aralık 2018 Çarşamba, Saat:
’BENİM KABEM İNSANDIR’...
Yaşar ÇELEBİ / 1949yc@gmail.com

’BENİM KABEM İNSANDIR’...

Altı Alman yazar Kültür Bakanlığı’na baş vurdu; Heinrich Böll, Wolf Bierman, Ingeborg Drewitz, Günter Grass, Siegfried Lenz, Günter Wallraff.

Altında altı imza bulunan mektupta, Kültür Bakanlığı’ndan Ruhi Su’nun yurt dışında tedavi edilebilmesi için pasaport verilmesine aracı olması istenmişti. Yakalandığı prostat kanserinin tedavisi için yapılmıştı bu müracaat. Ancak zamanın Kültür Bakanlığı hiçbir gerekçe gösterilmeden bu müracaatı reddetti.

Kamuoyu bu haberi gazeteden okumuştu. Ülkemizin ve bazı avrupa ülkelerinin aydınları, sanatçıları bu insalık dışı, utanç verici direnişi kırmak için seferber olmuşlardı.

Ve sonunda Ruhi Su’nun “tedavi” amaçlı ve “bir defaya mahsus olmak üzere” yurtdışına çıkmasına izin verildi. Ama artık çok geçti.

Değerli usta, duayen müzisyen 20 Eylül 1985 Cuma günü Cerrahpaşa Onkoloji Kliniğinde hayatını kaybetti. Ve, 2 gün sonra Pazar günü; o çok kötü işkenceler gördüğü, fakat herşeye rağmen, ’’Benim Kabem İnsandır’’ diye aşırı sevgi ile bağlandığı İstanbul’un Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi.

Cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül Dönemi’nin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü. Cenazede gözaltına alınan 163 kişi İstanbul siyasi şubede 15 gün süreyle gözaltında tutuldu.

TABUTLUK HAN...

Bir diğer adı Sansaryan Han olan bu işkence merkezini, 70’li yıllarda istanbulda yaşayanlar iyi bilirler; İstanbul II. Şube Müdürlüğü...

Yani Sirkeci’nin göbeğinde Osmanlı zindanlarını aratmayacak bir İŞKENCEHANE...

İşte Ruhi Su’nun hastalığı (prostat kanseri) bu işkence evinde başlamıştı.

Hangi yöntem kullanilmazdı ki bu rutubetli, sidik kokan han odalarında... falaka, elektrikli şok, vücutta sigara söndürme, honi ile sidik içirme, falaka ardından kanayan, su toplamış yaralı ayağa tuz basmak ve sırtında bir ’ızbandutla’(en az 100 kilo) ıslak zeminde yürümek...

Cezalar suçun büyüklüğü, itiraf ettirilecek(!) konuların ciddiyetine göre değişebiliyor.

 
Sansaryan Han’ın en alt katındaki hücrelerinden birinde, beş ay boyunca Ruhi Su ve bir süre sonra evlendiği karısı Sıdıka Umut’da ağır işkenceler görürdüler.

Tabutluklar zindanına hapsedilirler. Tabutluk; yere çömelemeyeceğiniz, ancak biraz kaykılarak sırtınızı dayayabileceğiniz, enine boyuna ayak uzatılamayacak büyüklükte, sandık genişliğinde, hücrelerdir tabutluklar.
Dik bir tabuta benzeyen hücrelerinden dolyıda binaya "Tabutluk" adı verilmiş.
(Şimdilerde mahkemelik olan asırlık han, Erzurumlu Sanasaryan adlı bir Ermeni tüccara ait olduğu biliniyor.)

Yasakların olmadığı, sözde değil, özde adaletin olduğu bir Türkiye, dileklerime katılanlara,

Saygılarımla

 

  • Bu fotoğrafı puanlayın
    • Currently 3.5/5 Stars.
    • 1
    • 2
    • 3
    • 4
    • 5
    (1 oy aldı, ortalama 5 üzerinden 5)
  • Bu yazı 139 defa okunmuş.
  • İNSAN İLE EŞŞEK… ’BENİM KABEM İNSANDIR’...
YORUMLAR (0)
Facebookda Yorum Yapın