Haberi en doğru ve tarafsız alacağınız adresiniz-didimahaber.com- DidimAhaber Haftalık Siyasi Gazete
25 Eylül 2021 Cumartesi, Saat:
BUGÜN KOVİD-19, YARIN BAŞKASI
Hikmet Atilla / info@tatilmax.com

BUGÜN KOVİD-19, YARIN BAŞKASI

Güzel bir gün. Bahar.  Güneşli. Sıcaklık beklentilerin üstünde,  Caddeler pandemi’nin yaratmış olduğu korku ve tedirginlikten dolayı sakin. Arabanın içindeyim, bir ses, “ağaçları görüyor musun yemyeşil, ya kuşlar, onları da duyuyor musun”? Evet,  “hem görüyorum, hem de duyuyorum. Ne olmuş yani”? Konuşan, dünyayı karantinaya sokan virüs kovid-19. “Hep beni suçluyorsunuz” diyor, “en büyük hakaretlere uğruyorum, beddular ediliyor,  fakat beni yaratan sizlersiniz, susuyorum, Virüse bak, hem vücutlara mikrop saçıyor, hem de sebebini anlatıyor, “nasıl yani diye” soruyorum, “Didim deyiz değil mi”? Evet. “Turizm kentisiniz”. Evet. Turizm kentinden balık çiftlikleri olur mu? Senelerden beridir, bunu kendi aranızda konuşuyorsunuz, bunlar yetmezmiş gibi, bir de deniz patlıcanları çıktı, yani beni yaratmak ve beslemek için elinizde gelen her şeyi yapıyorsunuz, doğayı korumadıktan sonra, bugün ben yarın başka bir mikrop çıkar, daha kötüsü de olabilir. Şunu da unutmayın, sayemde oto kontrolü öğrendiniz. Beni konuşmaları ile eziyor, Allahtan,   Aile hekimimin de bulunduğu sağlık ocağına geliyorum. Kendimi dışarı atıyorum, onu duymak istemiyorum. Söyleyeceğini söyledi.

 Sağlık ocağı da yeni yapıldı, yapıldığı günden beri de gittiğim yok, ilk olarak gidiyorum, modern yapılmış, önün de bahçe, büyük bir bahçe, ana baba günü,  her yaştan insanlar var, aşıya gelmişler, kimi refakatçi, kimi aşı olacak. Sağlık ocağına girip Aile hekimini soruyorum,

“aşı için geldiniz ise, aşı randevusunu internetten alacaksınız” diyor, orada ki görevli,

“bağlantı kuramıyorum” diyorum,

“182’yi arayın” diyor,

 arıyorum, belirli noktadan sonra sorularım cevapsız kalıyor. Tekrar başa dönüyorum. Heyecanlıyım, öfkeliyim, bu meret virüs bizim olan her şeyi etkilemeye çalıştı, kısmen de etkiledi, üstüne üstlük arabada benim ile yolculuk ediyor, kendisini haklı çıkarmak istiyor. İçim de ona karşı öfke ve kin var.  Sosyal ilişkilerimizi öldürdü, bizi bizden kopardı, tattığımız zevklerden bizi alıkoydu, ucunda ölümü bize gösterdi, Çiçero’nun dediği gibi, “bizim olan hiçbir şey kalmamış” düşüncesine kapılıyorum.  182’yi tekrar deniyorum, yine olmuyor, e-nabızdan randevu için tekrar deneme,  başaramıyorum.  Bir doktor arkadaşımı arıyorum, durumu anlatıyorum, “bana kimliğini gönder” diyor. Gönderiyorum, geri dönüş yapıyor,  “olmuyor, sistem tıkanmış” diyor. Arkadaşım ısrarcı, bir zaman sonra “tamam, başardık” diyor, günü ve saati bildiriyor. Bir sevinç, bir umut,  uzun mücadeleden ve araştırmadan sonra, başarıldı mı,  Aşı ile virüsü kontrol altına alabilecek miyiz?    

Hafta sonu araya giriyor, halbuki ben bir an evvel aşı olmak istiyorum,  bilimin gücünü görmek istiyorum, kovid-19’a “senin de ömrün buraya kadar” demek istiyorum.  İki gün daha bekleyeceğim. Bekliyorum. Pazartesi günün ilk saatlerine randevuyu vermişler, ne de güzel. Sabah sporumu bir başka keyf ile yapıyorum, bir başka hissediyorum bu sabah kendimi, kuşlar cıvıltısı randevu aldığım günden beri hiç beni terk etmiyor, şaşırıyorum,  nasıl fark etmemişim bu kadar çok kuşun çevremde olduğunu, işte fark etmemişim.

Hastahanedeyim.  HES (Hayat eve sığar) kodunu soruyorlar, söylüyorum, vücut ateşini ölçüyorlar,  “merdivenlerden birinci katta çıkın diyor” görevli. Çıkıyorum, basamakları hem de ikişer üçer çıkıyorum, yan yana sıralanmış odalar, tam 19 tane aşı odası, ilk odadan bir ses. “Aşı için geldiniz ise, buyurun”, odaya giriyorum, hazır olan koltuğa oturuyorum, hangi kolumu uzatayım, düşünüyorum, sağ,  sol, “sol kolunuzu açın” diyor sağlık çalışanı, ah sağlık çalışanları,  onlar da bu virüsten az çekmediler, en fazla da onlar etkilendiler, vefat ettiler, bazıları günlerce karantinada kaldı, evlerinden   uzaklarda gecelerini geçirdiler, sırf virüsü evlerine götürmek korkusundan  otellerde kaldılar, korktular, yine de görev bilincini terk etmediler. Açıyorum kolumu,  sağlıkçı “geçmiş olsun” diyor,  “bu kadar mı”? “Evet” diyor. Çıkıyorum.  Tekrar geri dönüyorum, aşı tüpünü alabilir miyim diyorum? Şişeyi bana uzatıyor. Alıyorum. Basamakları koşarak iniyorum.

  • Bu fotoğrafı puanlayın
    • Currently 3.5/5 Stars.
    • 1
    • 2
    • 3
    • 4
    • 5
    (1 oy aldı, ortalama 5 üzerinden 5)
  • Bu yazı 3773 defa okunmuş.
  • BUGÜN KOVİD-19, YARIN BAŞKASI Güzel bir gün. Bahar. Güneşli. Sıcaklık beklentilerin üstünde, Caddeler pandemi’nin yaratmış olduğu korku ve tedirginlikten dolayı sakin.
YORUMLAR (0)
Facebookda Yorum Yapın