Haberi en doğru ve tarafsız alacağınız adresiniz-didimahaber.com- DidimAhaber Haftalık Siyasi Gazete
5 Nisan 2020 Pazar, Saat:
HASAN BOĞULDU...
Yaşar ÇELEBİ / 1949yc@gmail.com

HASAN BOĞULDU...

Bu hafta yine bir Sebahattin Ali hikayesi alıntısı yapmak istedim. Umarım Sizler de beğenirsiniz.

Hasan, Zeytinli’de (Ayvalık-Burhaniye) bahçıvanmış… Ufacık bir bahçesi varmış; yazın bostan, yeşillik eker, kışın gündelikçi çalışır, koca anasıyla yaşar dururmuş. Anasından başka kadına göz kaldırıp bakmaz, kız gibi bir oğlanmış… Edremit pazarında bostan satar kazandığı parayı getirir, anasına verirmiş. 

Emine, Yüksekova’lıymış. O’da Edremit pazarına gider, kendi kovanlarının balını, babasının devirdiği ağaçlardan yapılan keresteleri satarmış. 'Dağ’ gibi bir kızmış. Danaları, inekleri, boynuzundan tutar şu yana savuruverirmiş. 

Yine bir pazar günü Hasan’dan bostan almış Emine. Hasan bostanları Emine’nin heybesine doldururken:

‘- Yörük kızı!’ demiş, ‘Yükün ağır oldu. Kazdağı’nın yolu çetindir, nasıl çıkacaksın?’

Emine onun yüzüne gülüvermiş ve: - ‘Ne sandın düz ovalı!’ demiş, ‘Biz dağlıyız, sizin boş çıkamadığınız bayıra biz kırk okka yükle çıkarız!..’

Hasan önüne bakmış, Emine yoluna gitmiş, ama ertesi pazar yine onun sergisine varmış:

- ‘Bostanların iyi çıktı, sarı oğlan, al sana bal getirdim!’ demiş; omuzunda ki bal gömeçlerinden birini Hasan’a vermiş. Hasan utanmış, yüzü al al olmuş:

- ‘Ne zahmet ettin, yörük kızı!’ demiş. Emine cevap vermeden gülüp yürümüş.

İkindi vakti Hasan eşeğini önüne katıp köye dönerken, Kadıköy Mezarlığı’nın önüne varınca, bakmış Emine heybesi sırtında ileriden gidiyor. Önce dili tutulmuş, hiç tınmadan ardından yürümüş, sonra bir yüreklenmiş, eşeğini sürüp Emine’nin yanına varmış:

- ‘Uğurlar olsun, yörük kızı! Sen hangi obadansın?’ diye sormuş. Emine, Hasan’ı görünce:

- ‘Sana da uğurlar olsun, sarı oğlan! Ben Yüksekobalı’yım sen nerelisin?’ demiş.

- ‘Ben Zeytinli’denim… Köye kadar yolumuz bir… Heybeni eşeğin üstüne at!..’

- ‘Olmaz! Ovada heybeyi eşeğe taşıtırsam, koca dağa bu yük ile nasıl çıkarım?’

Zeytinli’ye gelene kadar yan yana yürümüşler; az konuşup, çok bakışmışlar; ama ikisinin de gönlü birbirini sevmiş. Ondan sonra her pazardan beraber dönmüşler… Emine arada bir Hasan’ın, Zeytinli’nin alt başındaki bahçesine uğrayıp ona süt, peynir, bal götürmüş; Hasan, Emine’ye dut silkivermiş, kiraz, vişne toplamış. Bahçenin ortasındaki ayvanın dibinde yan yana çömelip konuşurlarken görenler çok olmuş. Gel zaman-git zaman Hasan’ın anası bakmış ki bu iş böyle sürüp gidesi değil… Oğlunu önüne oturtup:

- ‘Oğlum, Hasan!’ demiş. ‘Baban öleli beri evin erkeği sensin… Ben bugün varsam yarın yoğum… Evine bir kadın lazım. Sana bizim köyden bir kız almak isterdim ama, yine sen bilirsin… Eğer gönlün bu yörük kızını pek sevdiyse bu ihtiyar halimde obasına gidip isteyeyim… Güz yaklaştı; zeytinden sonra düğününüzü yaparız…’

Hasan da hep bunu düşünürmüş ama, bir türlü içini dökemezmiş. Eee, artık beklemenin anlamı yok. Emine obadan indiği bir gün onu bahçede yanına oturtmuş:

- ‘Emine... bahar geçti, yaz geçti; leylekler yerine göçtü! Kış gelip dağları yolları kar örtmeden ya sen bana gel, ya ben sana geleyim!’ demiş.

Emine’nin yüzü sapsarı olmuş:

- ‘Ah, Hasanım!’ demiş, ‘Kışın derdi senden evvel benim içime çöktü, ayrılık günleri geldi çattı. Ne ben senin köyünde edebilirim, ne sen benim obamda… Bu yaz büyük günahlar işledik… Artık sen beni unut, ben de seni unutayım…’

Bu sözleri Emine’nin ağzından duyan Hasan’ın aklı başından çıkmış; Emine’nin eline sarılmış: 

- ‘Aman yörük kızı, aman biricik Eminem!’ demiş, ‘Senin tatlı dilini duyan, güler yüzünü gören bir daha seni nasıl unutur? Böyle deme, burda kal. Sen bahçeye bakarsın, ben zeytine giderim, kimseye muhtaç olmayız…

’Emine acı acı gülmüş:

 DEVAMI GELECEK HAFTA...

 

  • Bu fotoğrafı puanlayın
    • Currently 3.5/5 Stars.
    • 1
    • 2
    • 3
    • 4
    • 5
    (1 oy aldı, ortalama 5 üzerinden 5)
  • Bu yazı 639 defa okunmuş.
  • GILMAN VE HURİ... Bu hafta yine bir Sebahattin Ali hikayesi alıntısı yapmak istedim.
YORUMLAR (0)
Facebookda Yorum Yapın